22.06.2026 22:50 | Güncelleme Tarihi: 23.06.2026 00:20
Okulun ilk günü tanıştık Elif’in öğretmeniyle. O günden sonra ne zaman ondan bahsetsek söze hep aynı şekilde başladık:
“Elif’in öğretmeni...”
Muhittin Hoca...
(Muhittin Satıcı)
Bizim için çok ama çok büyük bir kazanım oldu. Çünkü o, çocukların içindeki cevheri görebilen ve o cevheri sabırla işleyen gerçek bir eğitimci. Bunu yaparken de milli ve manevi değerleri rehber ediniyordu. Allah’ın bize bir lütfu oldu.
Elif daha ilk günden çok sevdi öğretmenini. Varsa yoksa Muhittin Hoca... Onu gördüğü anda koşup sarılıveriyordu. Hatta bir ara kendi kendime, “Acaba beni sevdiğinden daha mı çok seviyor öğretmenini?” diye düşünmedim değil. Ama kısa süre sonra anladım ki bu sadece Elif’e özgü değildi. Muhittin Hoca’nın bütün öğrencileri ona aynı sevgiyle bağlıydı. Çünkü o, öğrencilerinin kalbine dokunmayı başarmıştı.
Akşam eve geldiğinde çantasından kimi zaman üç hurma çıkarırdı.
“Muhittin Hoca ailecek yersiniz dedi.”
Kimi zaman da önümüze üç mandalina koyardı:
“Bunları birlikte yiyecekmişiz.”
Bizim evde yediremediğimiz meyveleri Muhittin Hoca okulda sevdirip yediriyordu Elif'e. Bunu yapmak zorunda değildi. Ama yapıyordu.
İlk veli toplantısında şöyle demişti Muhittin Hoca:
“Değerli velilerim, çocuklarla iletişim kurup onların seviyesine indiğimiz için bazı davranışlarımız size garip gelebilir. Bunu yadırgamayın.”
İşte o iletişimin sonucuydu bu sevgi. Öğrencilerinin gördüğü yerde koşup sarıldığı bir öğretmen öğrencisi olmak herkese nasip olmaz.
Bugünün dünyasında insana, “Kaldı mı böyle öğretmenler?” dedirten bir eğitimci Muhittin Hoca.
Bir gün Elif heyecanla yanıma geldi:
“Baba, biliyor musun? Muhittin Hoca bize Barış Manço’nun bir şarkısını öğretti. Söyleyeyim mi?”
Düşünsenize günümüz popüler ucube rap vb şarkıları ile zihinleri işgal ediliyor çocuklarımızın. Bunun aksine Barış Manço’nun şarkılarını nakşeden bir öğretmen vardı karşılarında.
Bir başka gün ise bana şu soruyu sordu:
“Baba, Kardan Aydınlığı biliyor musun?”
Şaşkınlıkla cevapladım:
“Biliyorum. Peki sen nereden biliyorsun Kardan Aydınlığı?”
“Muhittin Hoca öğretti bugün. Hadi beraber söyleyelim ne olur.”
Ve ardından o umut dolu dizeler döküldü dudaklarından:
“Gergin uykulardan, kör gecelerden
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık...”
İşte Muhittin Hoca yalnızca ders anlatmıyordu. Çocukların ruhuna dokunuyor, onlara milli manevi değerleri, kültürü, umudu ve aidiyet duygusunu da öğretiyordu.
Elif’e daha pek çok alışkanlık kazandırdı. Dürüst olmayı, disiplinli olmayı, dersi derste dinlemeyi, sorumluluk almayı, ödevlerini eksiksiz yapmayı ve en önemlisi inancı aşıladı...
Dönüp baktığımda Elif’e “Hadi kızım, ödevini yap” dediğim günlerin sayısının ne kadar az olduğunu fark ediyorum. Çünkü gözden kaybolduğunda, 'Nerede bu kızçe?' diye onu aradığımda çoğu zaman masasının başında ders çalışırken buluyordum.
Bu da Muhittin Hoca’nın eseriydi.
Okulların kapanmasına günler kaldı. Soranlara 'Elif okula gidiyor' dediğimde insanlar şaşırıyor. Çünkü son hafta aileler dahil öğrenciler okulu asıyor. İdareciler de buna göz yumuyor. Ben de geçen gün kızıma, 'İstersen bugün okula gitme. Uyursun sabah' dediğimde kızgınlıkla gözlerini bana dikip, 'Hayır gideceğim. Muhittin Hoca bizi ortaokula hazırlıyor. Gitmeyeyim de geri mi kalayım?' dedi.
Dört yıldır Muhittin Hoca hep şaşırtıyor beni. Okulun bu son günlerinde de yine şaşırttı.
Muhittin Hoca ilk günkü heyecan ve disiplinle sınıfının başında durmaya devam ediyor. Müfredat bitmiş olsa bile çocuklara yeni şeyler öğretmeyi sürdürüyor.
Belki de bu yüzden okulun en kalabalık sınıflarından biri hala onun sınıfı.
Dedim ya...
Muhittin Hoca bizim için Allah’ın bir lütfu.
Çünkü o, yalnızca dört yıl boyunca çocuklarımıza ders anlatmadı; onların karakterlerine sağlam bir temel attı. Biz ailelerin tek başına vermekte zorlanacağı pek çok değeri çocuklarımızın hayatına kazandırdı. Aslında yaptığı şey bir öğrenciyi yetiştirmekten çok daha fazlası.
O, geleceği inşa etti.
Biliyorum ki Muhittin Hoca’nın öğrencileri hayatlarının hangi döneminde olursa olsun, onun öğrettiklerinden mutlaka izler taşıyacak. Başarılarıyla, duruşlarıyla ve karakterleriyle onu gururlandıracaklar.
Ve biz veliler de yaşamımız boyunca ona hep dua edeceğiz.
Şimdi ayrılık vakti...
Elif ortaokula başlayacak.
Belki artık her sabah Muhittin Hoca’nın sınıfına girmeyecek. Belki teneffüslerde ona koşup sarılamayacak. Ama bazı öğretmenler vardır; öğrencilerinin hayatından çıksalar da kalplerinden hiç çıkmazlar.
Muhittin Hoca da onlardan biri.
Bu ülkenin umudu; işini maaş için değil, ülkenin geleceği için yapan, çocukların aklına bilgi, kalbine milli manevi değerleri ekebilen öğretmenlerdir.
Ve inanıyorum ki Muhittin Hocalar olduğu sürece, gergin uykuların ve kör gecelerin ardından gerçekten de bir sabah gelecek...
Kardan aydınlık.
